İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Büyük Mal” Romanında Mülkiyet İlişkileri ve İktidar Mücadelesi- Hakan Kizir

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı im.jpg

Kemal Tahir’in, bir üçleme oluşturan ve Çorum çevresinde geçen Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu ve Büyük Mal adlı romanlarında; Tanzimat’ın ilanından Atatürk’ün ölümüne kadar geçen dönemde, üç ayrı nesil üzerinden, toplumdaki sosyal gelişmelere uygun olarak değişen mülkiyet ilişkileri ile toprak ağalığı düzeninin gerçek yüzü anlatılmaktadır.

Kemal Tahir’e özgü yaratıcılığın belirgin bir şekilde öne çıktığı bu romanlarda, geleneksel halk hikayeleri ile meddah tarzı anlatımdan da yararlanılmıştır.

Kemal Tahir’in dilindeki sadelik ve diyaloglarındaki canlılık, her üç romanda da ilk cümleden itibaren okuru etkisine alır. Yazar, Çorum şivesini ustaca kullanarak yöreye has argo kullanımları da romanına yedirmeyi başarmıştır. Diyaloglar romanın kurgusunu derinleştiren bir işlev görmektedir. Kemal Tahir bu üçlemeyi Çorum Hapishanesi’nde tutukluyken yazmıştır. Adli mahkumlarla ilişkileri üzerinden geliştirdiği bu romanda, yazar sanki anlattığı insanlarla iç içe yaşamış gibi bir izlenim vermektedir. Onun başarısı da buradan gelir. Bazı romanlarında bin sayfayı aşan taslaklar hazırladığı gerçeğini hatırlarsak, ele aldığı konuları ne kadar titizlikle araştırdığını da rahatlıkla görürüz. Yöre insanının psikolojisini çok iyi çözümleyen Kemal Tahir, bu yöredeki sınıf çelişkilerini çözümlemedeki ustalığını da göstererek okuruna keyifli bir okuma sunar.

Çorum üçlemesinin son kitabı Büyük Mal romanını, üç ayrı tema üzerinden inceleyerek romanın hangi zemin üzerinde yükseldiğini ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışalım.

Büyük Mal romanındaki insan ilişkileri

İlk olarak, romanın öne çıkan karakterlerinden Sülük Bey, Emey Hanım ve Hacı Kenan Efendi’nin çevresindeki insanlarla ilişkilerini ele alalım. Emey Hanım, kocası Kara Abuzer’in ölümünün ardından üvey oğlu Sülük Bey’le aynı konakta yaşamaya devam eder. Emey Hanım, yaşı elliye yakın ve hala güzel bir kadındır. Sülük Bey’le aralarında üç dört yaş fark vardır. Konakta dört yaşından beri bakıp büyüttüğü Elif Kız ve ev işlerini yapan Güllü’yle birlikte yaşayan Emey Hanım, romanda feodal değerleri temsil eden güçlü bir kadın karakter olarak karşımıza çıkar. Hatta Sülük Bey, Yediçınar Yaylası’nda egemenliğini ilan etmiş bir ağa olmasına karşın, ondan biraz çekinmektedir. Çünkü Emey Hanım, kocasının ölümünün ardından, aileyi temsil etme noktasında en az Sülük Bey kadar etkilidir. Toprakların korunması için elinden gelen her şeyi yapar.

Dilaver Paşaların Zülfikar, Sülük Bey’in kahya olarak kullandığı biridir. Sülük Bey’in en güvendiği adamlarındandır. Yine de uzaktan uzağa onu takip eder, zaaflarının farkındadır ve bütün ipleri ona vermez. Zülfikar kendi evinde yaşamaktadır. Ancak bir işi olduğunda ya da Sülük Bey onu istediği zaman yanına gider ve emirleri doğrultusunda hareket eder. Dersim’deki isyan bölgesinden kaçıp Sülük Bey’e sığınan, güçlü kuvvetli Kara Cumo ile Kara Haso, Sülük Bey’in istediği her türlü işi yapan adamlarındandır. Genç Osman da Sülük Bey’in yakın çevresindeki kişilerden biridir. Karısı Yanık Cennet’le ayrı bir evde yaşamaktadır. Kadınlara düşkünlüğüyle bilinir. Hatta bunun için Mümin Pelvan gibi güçlü kuvvetli adamlarla bile çatışmayı göze almıştır. Mümin Pelvan’ın bulunduğu mekanı (muhabbet yerini) basıp, vurmuş ancak Pelvan ölmemiştir. Böylece tutuklanır. Pırava’nın Mıstık, ikili oynayan biridir. Sülük Bey’in yanında gibi görünmekte ve Genç Osman hapisteyken karısı Yanık Cennet’i kandırıp, onunla birlikte olmak istemektedir. Bu süreçte Sülük Bey ile Genç Osman’ın kendisi üzerinde kurdukları planın kurbanı olmuş, Yanık Cennet kocasını sevdiğini söyleyerek Pırava’nın Mıstık’ı reddetmiştir. Günah Bibi de Yanık Cennet’in evine gittiği kadınlardandır. Bu kadınlarla ilgili birçok dedikodu vardır ve Sülük Bey’in adamları, Yanık Cennet’in orada ‘kahpelik’ yaptığını iddia ederek bu durumu beye anlatmaktadır. Nefise, Sülük Bey’in karısıdır ve aralarında yirmi yaş fark vardır. Hacı Kenan Efendi, aralarında barış olması için kızını Sülük Bey’e vermiştir. Sülük Bey’in öldürülmesinin ardından Nefise’nin Civanşah’a aşık olduğu anlaşılır. Civanşah kendi halinde bir köy çocuğudur, ancak Nefise bir kere aşık olmuştur ona. Civanşah da kendi çıkarlarını gözetip, Hacı Kenan ile Emey Hanım arasındaki çatışmada çok önemli bir bilgi olan “Emey Hanım’ın Hacı Kenan’ı öldüreceği” haberini, Kenan’a ulaştırır. Dilaver Paşaların Zülfü, Nefise’yi Sülük Bey’le evlenmeden önce de sevmektedir ancak Sülük ile evlendiğini öğrenince Nefise’nin yolunu kesip, aşkını ilan eder. Nefise, Zülfü’yü reddeder ve kocasına sadık olduğunu söyler. Toprak Hatun, Emey Hanım’a yakınlığıyla bilinen ve aynı sülaleden gelen bir kadındır.

Çerkez fedaileri, Hacı Kenan Efendi’nin istediği her işi yaptırabildiği adamlardır. Mümin Pelvan da Kenan Efendi’nin yakın çevresindedir ve Kenan’ın emriyle Ermeni kırımında birçok insanı katletmiştir. Petek Hanım, Hacı Kenan’ın karısıdır. Günah Bibi, altmışını geçtiği halde bakımlı bir kadındır. Pırava’nın Mıstık’la arası iyidir. Saray Kadın, daha çok Hacı Kenan’a yakındır. Hatta Nefise’nin evlenmesinin ardından onun yanında çalışmasına karşın, Zülfü ile Nefise’yi biraraya getirerek istediği altınları alır.

Ağalar Arasındaki Çatışmalar ve İktidarla İlişkileri

İkinci olarak ağaların nasıl güç kazandıklarını, ellerindeki gücü nasıl tesis ettiklerini, devleti temsiliyetleri ile iktidarla ilişkilerini ve kendi aralarındaki çatışmalarını ele alarak romanı çözümlemeye devam edelim.

Çorum Valisi, jandarma komutanı ve banka müdürü dahil birçok devlet görevlisi Sülük Bey’in emrindedir. Onlarla ilişkilerini sıkı tutmak için Yediçınar Yaylası’nda ziyafetler vermektedir. Onları kendi kontrolünde tutmak için rüşvet verip, her türlü ihtiyaçlarını karşılar. Böylece yayladaki iktidarını sağlamlaştırır. Bankalardan kredi alınmasından, köylüler üzerinde baskı kurmaya kadar birçok işinde bu görevliler Sülük Bey’e destek olur. Yoksul köylüler kredi alamaz, çünkü teminat gösterebilecekleri bir arazileri yoktur. Sülük Bey, bu durumu da fırsata çevirerek köylüler için kredi alır ve onları istediği gibi yönlendirir. Kaçakçıları destekleyen Sülük Bey, kimi zaman da onları ihbar eder. Böylece devlet görevlilerini desteklediği izlenimi bırakarak ikili oynar. Kaçakçılık Sülük Bey’in en çok para kazandığı işlerdendir. Bu işlerde çıkarlarının zedelenmesine izin vermez. Adamlarına her türlü desteği vererek kaçakçılık işlerini organize eder. Karakolda bulunan Pomak Polis de Sülük Bey’in en güvendiği adamlardan biridir. Sülük Bey ona istediği her işi yaptırıp, ihtiyaçlarına göre kullanmaktadır; ta ki Sülük Bey Mustafa Kemal’e suikast girişiminden tutuklanıp, müfettiş tarafından görev yeri değiştirilinceye kadar.

Sülük Bey, suikast girişimi nedeniyle tutuklanıp, müfettiş tarafından sorgulanır. Bütün suçlamaları reddeder. Hatta Pomak Polis’le Emey Hatun ve Hacı Kenan Efendi’ye haber gönderip, kendisini kurtarmalarını ister. Meclisteki bütün kapıların rüşvetle açılabileceğini düşünmektedir. Sülük Bey, gözaltı sırasında birçok baskıyla yüz yüze kalır ve esas sorunun İsmet İnönü’nün yerine Celal Bayar hükümetinin gelmesi nedeniyle yaşandığını düşünür. Gözaltı sırasında Atatürk’ü çok sevdiğini söylese de müfettişi ikna edemez. Müfettiş, Dersim’e silah gönderilmesinden Çapanoğlu’na mektup gönderip, destek olmasına kadar yaptığı birçok şeyin devlet tarafından bilindiğini söyleyerek suçunu itiraf etmesini ister. Ancak Sülük Bey, suçlamaları reddeder. Bir süre sonra Ankara’dan iş bağlanır ve Sülük Bey’in üzerindeki suçlamalar kaldırılarak serbest bırakılır. Yani para her kapıyı açmış, meclisteki milletvekilleri, Çorum yöresindeki ağaların saltanatını sağlamlaştırılmasında görevlerini layığıyla yerine getirmiştir.

Hacı Kenan Efendi ile Sülük Bey arasındaki Çorum’un Yediçınar Yaylası’na hakim olma mücadelesi, romanın en öne çıkan temalarından biridir. İkisi de devlet görevlileriyle iyi ilişkilerinden yararlanıp köylüler üzerinde baskı kurarak, satılan ürünlerin fiyatlarının belirlenmesinden güç paylaşımına kadar birçok konuda söz sahibidir. Validen jandarma komutanı ve banka müdürüne kadar herkes Sülük Bey’in emrindedir. Çorum’da Sülük Bey ne isterse o olmakta ve Hacı Kenan Efendi de bu durumdan rahatsız olarak bu gücün tamamını kendi elinde toplamanın yollarını aramaktadır. Hacı Kenan, Çerkez fedaileri kullanarak Sülük Bey’i öldürtür. Sülük Bey ölmeden önce kendisini fedailerin vurduğunu söyler. Çerkez fedailerin çiftliği basılıp, birçok kişi tutuklanır. Hacı Kenan da tutuklananlar arasındadır. Bu suikastın sorumlusu olarak görülen Hacı Kenan rüşvetle hapisten çıkmayı başarır. Emey Hanım ile Toprak Ana’nın da aralarında olduğu kadınlar, Sülük Bey’in katillerinin cezalandırılması talebiyle eylem yapar. Birçok kadın tutuklanır, ancak Çorum’un ileri gelenlerinin araya girmesiyle serbest bırakılırlar. Vali, kadınlara suçluların açığa çıkarılması için gerekli yazışmaların yapılacağının sözünü verir. Böylece kadınlar eylemi sonlandırarak dağılır.

Sülük Bey ile Zülfü Arasındaki Çatışma

Bu bölümde özellikle Sülük Bey ile Zülfü arasında yaşanan çıkar çatışmasını incelemek yerinde olacaktır. Dilaver Paşaların Zülfü ile Sülük Bey, romanın başlarında çok yakın görülmelerine karşın, süreçle birlikte karşı karşıya gelecektir. Özellikle Sülük Bey’in karısı Nefise’yi önceden seven Zülfü, Sülük’e kin duymaktadır. Hatta arkadaşlarıyla sohbetlerinde Sülük Bey’in iktidarsız olduğunu sıkça dile getirmekte ve içten içe Nefise’yle beraber olmanın yollarını aramaktadır. Zülfü’nün Sülük Bey ile Nefise’nin beraber olduğu anları düşünüp, içinde bir öfke biriktirmesi, Hacı Kenan’ın onu Sülük Bey’e karşı kullanmasının zeminini hazırlayacaktır. Hacı Kenan, Sülük Bey ölürse Nefise’yi kendisine vereceğini söyleyerek onu kandırır. Zülfü, daha önce birçok insanı kurşunlatmış ve yaptıkları her zaman yanına kâr kalmıştır. Yalnız Kemal Tahir, romanda kesin olarak Zülfü’nün Sülük Bey’i öldürdüğünü söylemez. Daha çok Nefise ile Zülfü’nün görüşmesi sırasında, Nefise’nin Zülfü’den şüphelenmesini dile getirerek bu yorumu okura bırakır. Sülük Bey’in kendisini Çerkez fedailerin öldürdüğünü açıklaması bu planda Zülfü’nün de rol almış olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Tabii ki bu süreci adım adım planlayıp hayata geçiren Hacı Kenan’dır.

Özellikle Hacı Kenan Efendi ile Emey Hanım arasındaki çatışma da romana canlılık getirir. Ağalar arasındaki güç savaşında Sülük Bey’in öldürülmesiyle birlikte roller değişmiş, artık Emey Hanım ile Hacı Kenan arasındaki çatışma öne çıkmıştır. Sülük Bey’in öldürülmesinin ardından Nefise’nin dava açarak kendi mallarını talep etmesi daha çok Hacı Kenan’ın iktidar hırsı ve Sülük Bey’in topraklarına el koyma savaşı üzerinden dillendirilir. Bu çatışmada Emey Hanım, davanın açıldığını öğrenmesiyle birlikte Hacı Kenan’a karşı kararlı bir duruş sergiler. Topraklarını Hacı Kenan’a vermek istemez. Sülük Bey’in adamlarından Genç Osman ile Zülfü’nün korkakça davranarak eyleme geçememesi nedeniyle Hacı Kenan’ı kendisi öldürmeye karar verir. Romanın sonunda bu eylemini başarıyla gerçekleştirecek ve elindeki silahın bütün mermilerini Hacı Kenan’ın üzerine boşaltacaktır. Burada romandan bir alıntı yapmamız yerinde olur: “Emey Hanım, yüzünün bütün çizgileri silindiğinden gençleşip güzelleşmiş, bakışlarına oynak kadınların kışkırtıcı baygınlığı gelmişti. Mutlulukla gülümsüyordu.” (1)

Kadın Erkek İlişkileri, Cinsellik ve Zaaflara Bakış

Romanın büyük bir bölümünde öne çıkan temalardan biri de kadın erkek ilişkileridir. Bu ilişkilere yönelik erkek egemen bakış açısı özellikle Sülük Bey, Zülfü, Hacı Kenan Efendi, Genç Osman ve Pırava’nın Mıstık’ın yaşamlarında belirgin bir şekilde öne çıkar. Zülfü’nün Sülük Bey’in karısı Nefise’ye bakışı, Pırava’nın Mıstık’ın Yanık Cennet’le olan diyalogları, Hacı Kenan Efendi’nin Emey Hanım’a yönelik yorumlarında görüldüğü gibi kadınlar cinsellikleri üzerinden değerlendirilerek küçümsenmekte ve cinsel bir meta olarak görülmektedir.

Burada ilk olarak Sülük Bey’in kadınlara ilişkin bakış açısına dikkat çekelim. Romanda Sülük Bey’in kadınlara bakışı, “karı milleti”, “karı inadı” vb. söylemleri üzerinden dile getirilmektedir: “Ulan karı milleti…İnat olur ya bu kadar mı olur. ‘Katır inadı’ diyecek yerde, ‘karı inadı’ demeli.” (2) Bu alıntıda açıkça görüldüğü gibi Sülük Bey’in gözünde kadınlar bir mal olarak görülüp, küçümsenmekte ve aşağılanmaktadır.

Kemal Tahir, Hacı Kenan Efendi’nin Sülük Bey’i öldürmek için Zülfü’yü kandırmasını da yine kadın erkek ilişkilerine yönelik erkek egemen bakış açısından beslenen bir anlayışı çözümleyerek teşhir eder. Zülfü’ye Sülük Bey’in ölmesi durumunda Nefise’yi ona vereceğinin sözünü veren Hacı Kenan, kızının haberi olmadan onu bir mal gibi satmayı kendisine hak görmektedir. Kadınları aşağılayan bir söylem üzerinden Sülük Bey’i öldürtmek isteyen Hacı Kenan, kızını çıkarlarına araç olarak kullanmaktan çekinmez.

Romanda özellikle Zülfü, Genç Osman ve Pırava’nın Mıstık’ın kadınlara olan düşkünlüğü, Sülük Bey’in bu kişiler üzerinde zaman zaman baskı kurmasının zeminini hazırlar. Sülük Bey, bu kişileri yakından takip ederek zaaflarını öğrenir, gerektiğinde de bu zaafları onlara karşı kullanmaktan çekinmez.

Pırava’nın Mıstık’ın Yanık Cennet’le birlikte olmak için altın teklif etmesi sırasında söylediklerinden alıntılar yaparak devam edelim: “Kız avanak…Ağularım Osman itini, kaldı mı diyeceğin? Al şunları oh Cennet…Al da dilersen bana söv… Kudurdun mu kahpe?… Resmen orospu değil misin? Hacı Kenan Efendimizin kızı Nefise alır ki havadan kapmacasına…” (3) Mıstık’ın evli bir kadına söyledikleri, kadına yönelik erkek egemen bakış açısını açıkça belli eder. Mıstık’ın sözlerinden başka bir alıntıya da dikkat çekelim: “Vay orospuya geçmez altınlarım!… Vay benim param kahpelere geçmez mi Koca Tanrı, geçmez mi? Vay ben erkek değil miyim Günah Bibi?… Ben bu Çorum’u parmağında oynatan İstidacı Pırava’nın Mıstık değil miyim? Adamı ipe salan Mıstık… Bu kahpenin paramı almazlanması nedir? Sana dedim kahpe Günah Bibi… Hani ‘Razı ederim’ dediklerim hani? Hani ‘Çoktan razı’ dediklerin orospuuuu…” (4)

Çorum üçlemesinin son cildi olan Büyük Mal romanını çeşitli yönleriyle değerlendirdiğimizde şu sonucu çıkarmamız abartı olmaz: Kemal Tahir yazdığı bu romanla, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e gerek mülkiyet ve insan ilişkileri, gerekse ağalık düzeninin tesis edilmesinde bir değişim olmadığının ve sömürü çarklarının eskisi gibi işlediğinin mesajını verir. Romanında yarattığı güçlü karakterlerin yanı sıra, bu mesajını derinleştiren olay örgüsü ve kurgusuyla da okuruna keyifli bir okuma sunan Kemal Tahir, Cumhuriyet’in belli bir dönemini anlamamızı da kolaylaştırır.

(1) Büyük Mal, Kemal Tahir, İthaki Yayınları, İst., 2008 s. 511
(2) A.g.e. – s.15
(3) A.g.e. – s. 297 
(4) A.g.e. – s. 297-298

pazartesi14.com

Paylaşalım

Yorumlar kapatıldı.