İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mehmet Çetin, “Toparlarsak, ki iyi gidiyor” demişti oysa

Hüseyin A. ŞİMŞEK

Bu yazı gazeteoneri.at sitesinden alınmıştır.

Yakın akraba ve arkadaşlarım arasında yıllardır kanserle mücadele edip yaşama tutunanlar az değil. Mehmet Çetin’de de öyle olacağını düşünmüştüm. “Yaşama direncin ve ısrarın daim olsun arkadaşım”, diye yazmıştım.

Viyana – Şair, deneme ve derleme yazarı Mehmet Çetin, 2019 yaz sonundan beridir kanser tedavisi görüyordu. En son yazışmamızı 2019 Aralık ayı içinde yapmıştık. 23 Aralık’ta gönderdiğim mesajda, Öneri gazetesinde yazmasını teklif etmiştim ona. Yanıtı, iki gün sonra, 25 Aralık’ta çıkageldi: “Hüseyin merhaba.. gazeteden haberim var ve emeğine sağlık demek isterim, ısrarın sevgideğer.. bana gelince, tercihen medyaya yansıtmadık ama 4 ayı aşkındır kanser tedavisi görüyorum. Toparlarsak, ki iyi gidiyor, elimden geldiğince artık.. sevgiyle.” Ailemden, yakın akraba, dost ve arkadaşlarım arasında yıllardır kanserle mücadele edip yaşama tutunanlar az değil. Onda da öyle olacağını düşünmüştüm. “Yaşama direncin ve ısrarın daim olsun arkadaşım. Seni sevgiyle kucaklıyorum”, diye yazmıştım.

2020’de görüşme olanağı bulacağımız umuduyla, son yılbaşında bir mesaj daha gönderdim. Cevap alamadım bu kez. Ekim ayı başında, Ali Rıza Güler’in açıklaması çıkageldi; Mehmet, 4 Ekim günü bir kere daha hastaneye kaldırılmıştı. Kalpteki ritim bozuklukları ve akciğer yetmezliği dolayısıyla bu kez daha ağırdı durumu; hemen yoğun bakıma alınmış, solunum cihazına bağlı olarak uyutuluyordu. Doktorlar, durumunu “stabil” şeklinde tanımlamıştı yakınlarına ve arkadaşlarına. Güler’in o haber metnindeki son cümlesi hepimizin dileği olmuştu: “Mehmet için umut etmek ve tekrar aramıza katılmasını beklemek!”

Mehmet Çetin, ne yazık ki bu kez toparlayamadı, onu 9 Kasım günü fiziken kaybettik. Çarşamba (11 Kasım) günü İstanbul-Küçükçekmece Garip Dede Cemevi’nde saat 12.00’de bir tören düzenlenecek. Cenazesi, vasiyet ettiği üzere Perşembe günü Ovacık’ta, saat 14.00’de defnedilecek.

Kasım’da geldi, Kasım’da gitti

9 Kasım günü bedenen aramızdan ayrılan Mehmet Çetin, Dersim’in Ovacık ilçesinde yine bir Kasım günü, 1 Kasım 1955’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini farklı kentlerde tamamladı. Ardından, yüksek öğrenimini Bursa İktisadi ve İdari İlimler Akademisi İşletme Bölümü’nde sürdürdü. Yazmaya başladığı yıllardı. Siyasi faaliyetlerinden dolayı 1981 yılının ilk yarısında İstanbul’da tutuklandı. Sanık sayısı 600’ün üzerinde olan bir toplu davada yargılandı. Hapiste tutulduğu süre, 8 yılı aşkın bir süreyi buldu.

İlk şiir kitabı 1988’de “Rüzgâr ve Gül İklimi” adıyla yayımlandığında, henüz içerdeydi. Onu, 1989’da “Birağızdan” adlı şiir kitabı izledi. İçerde geçirmeye devam ettiği aynı süreçte, Avrupa’da yayımlanan Tohum, İstanbul’da çıkan Yeni Demokrasi gibi dergilerde, şiirleri ve düz yazılarıyla yer aldı. Tahliye edildikten sonra İstanbul, Ankara, İzmir ağırlıklı “Yeni Bir Sanat Hareketi” girişiminin başlatıcıları arasında yer aldı. Ahmet Telli, Burhan Özkan, Hüsamettin Çetinkaya, Nevzat Çelik, Namık Kuyumcu, Tuğrul Keskin gibi isimlerden oluşan kalabalık bir topluluktuk.

Mehmet Çetin, 1991’de kurulan, 150’nin üzerinde şiir ve düzyazı kitabı yayımlayan Piya Şiir Kitaplığı ve Zed Yayın adlı yayınevlerinin kurucu editörlerindendi. Bir başka editörlük çalışmasını ise Kunduz Düşleri adlı şiir dergisi ile Ütopiya adlı “mevsimlik hayat bilgisi kitabı” için yürütmüştü. Çetin’in ilk öykü kitabı, “Asmin” adıyla 1991’de çıktı. Dördüncü kitabı olan “Eylül Çiçekleri”, bir ortak derlemedir. Sıradaki şiir kitapları; Hatıradır Yak Bu Fotoğrafı (1995), Aşkkıran (1997), Ölüm Kitabı (1999), Kekemece (2000), Pûşpera Gêlezan / Kirazların Haziranı (2008), Taşa Hatıra (2009) adıyla yayımlandı. Bir “lirik yazı” dosyası olan “Atımı Bağladım İğde Dalına”, 2006’da basıldı.

Mehmet Çetin, 2000’li yıllarını üç kentte geçirdi: İstanbul, Dersim ve Amsterdam (Hollanda). Uluslararası PEN Kulüp ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesiydi. Şiirleri Hollandaca, Fransızca, İtalyanca, Rusça, Almanca ve İngilizceye çevrildi. Yazın dili sadece Türkçe değildi, anadili Zazacayı da yoğun olarak kullanmaya çaba sarf etti. Bu şiirlerin bir kısmı bestelendi, farklı müzik grupları ve müzisyenler tarafından seslendirildi.

Hayattan bedenen çekilmeye dair anlamlı bir ifadede bulunmuştu Mehmet Çetin: “Benden geriye kalsa diyebileceğim birkaç dizem mutlaka vardır. Mesela ‘biz çekildiğimiz dağdan inmedik daha’ olabilir ama sanıyorum bütün bunları karşılayan asıl şey, gidiyorken.. ‘yazdığım en güzel şiir hayatımdı’ diyebilmek. Bu kalsın isterim.”

gazeteoneri.at sitesinden alınmıştır.

Paylaşalım

Yorumlar kapatıldı.